8 Ekim 2010 Cuma

Duyuru-75- 8/10/2010

Vergi Usul Kanunu'na göre defter/belgeleri saklama/ibraz süresi 5 yılla sınırlı. Uygulamada 5 yıldan daha geriye giden pekçok problemle karşı karşıya kalınabilmekte,

bu nedenle 5 yıldan daha önceki dönemlere ilişkin defter ve belgelere ihtiyaç duyulabilmektedir.Doğrudan ibraz/saklama süresini uzatmasa da dolaylı olarak ibraz ve saklama süresini uzattırabilen şunlardır:
1. Takdir komisyonunda geçen süre tarhiyat zaman aşımını uzatır İlk etapta takdir komisyonunda geçebilecek süre dışında VUK'ta zamanaşımını(
eski deyimle müruru zamanı) uzatabilecek başka düzenleme yok.Yeni düzenleme ile takdir komisyonunda geçecek süre de 1 yılla sınırlandırıldı ancak geçmişe dönük bir geçiş dönemi var.6 yıl öncesi ile ilgili bir takdir komisyonu kararı ile karşılaşılır ve konu yargıya taşınmak istenirse defter ve belgelerin varlığı, ibraz edilebilirliği sorunun çözümünde yararlı olabilir.

2. Devreden KDV 5 yıldan fazla geriden gelen devreden KDV varsa, bugün o konuda bir inceleme yapılırken açıklamalar için defter ve belgeler istenebilir.

3. Devam eden yatırımlar 5 yılı aşkın süredir aktif hesaplarda "devam eden proje" diye takip edilen ve 5 yıldan sonra aktifleştirilerek amortisman ayrılmaya başlanılan hesaplarla ilgili geçmişe dönük de izahat istenebilir. Bu durumda da ilgili döneme ilişkin defter ve belgelerin varlığı sorunun çözümüne katkı sağlayabilir.
4. Yatırım indirimi hesap ve tutarları Yeni dönemde indirilebiliyorsa ilgili dönemler incelenmek istenebilir.
5. Halen amortisman ayrılmaya devam eden aktif kıymetler Amortisman kıymet ve oranlarıyla ilgili hususlar incelendiğinde bu konudaki sorular yanıtlanırken defter ve belgelerin varlığı yararlı olabilir.
6. Devam eden vergi yargısı ihtilafları Devam eden davalar kesin karara bağlanana kadar defter/belgelerin muhafazası gerekir.Sadece vergi yargısı değil tüm ihtilaflı işler için aynı şekilde davranmakta fayda vardır bunların hepsi dava aşamasında delildir.
7. Mahsup, düzeltme gibi işlemler varsa defter/belgeleri saklamakta fayda var.
8. Türk Ticaret Kanunu'nda saklama süresi 10 yıl
Bu konuda, muhafaza etmemeye açık bir müeyyide bağlanmış olmamakla birlikte,firma yönetimi bundan doğabilecek zararlardan şahsen sorumlu tutulabilir.
9. Vergi dairesince borç ödenmedi iddiası Ödeme makbuzlarının muhafazasında fayda var. Vergi idaresi kendi kayıtlarına göre ödenmedi görülen tutarları sonuna kadar izler.(bir şekilde tahsil zamanaşımını uzatarak), makbuzlarınızla ödemeyi ispat edemezseniz zor durumda kalabilirsiniz.
10. Teminat çözme işlemleri Vergi dairenize verdiğiniz bir teminat var ve çözmek istiyorsanız, teminat çözülürken teminatı teslim ettiğinizde size verilen makbuzun aslı sizden talep edilir.


Yukarıda sayılan ve belki çoğaltılabilecek durumların hiç birinde defter ve belgeleri ibraz edemediğiniz için saklama ve ibraz yükümlülüğünü yerine getirmemekle suçlanamazsınız. Ancak size karşı ileri sürülecek iddialara karşı koyabilmek için defter ve belgelerinizin varlığı yararlı olur.Özellikle vergi idaresinin zamanaşımı sınırı tanımaksızın ödeme makbuzlarını görmek istemesi yasaya aykırı bir işlem olmakla birlikte elde makbuz olmadan ödendi iddiasının yargı yolu ile onaylatılması çok zordur.

(Zeki Gündüz’ün Dünya Gazetesindeki yazısını temel alarak ekleme ve çıkarmalar yaptım.)

20 Eylül 2010 Pazartesi

Duyuru-74-20/9/2010

Bazı harcama veya indirim kalemleri sadece yıllık beyanname ile beyan edilen toplam gelirden indirilebilir.İndirim konusu yapılabilecek olan harcama veya indirimler şunlardır.

1. Özel Sigorta Primi İndirimi: Beyan edilen gelirin %10'unu (bireysel emeklilik sistemi dışındaki şahıs sigorta primleri için, beyan edilen gelirin %5'ini) ve asgari ücretin yıllık tutarını (2010 için 8.937 TL) aşmamak şartıyla mükellefin şahsına,eşine ve küçük çocuklarına ait hayat,ölüm,kaza,hastalık, sakatlık, analık, doğum ve tahsil gibi şahıs sigorta primleriyle bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları, yıllık Gelir Vergisi beyannamesiyle bildirilen gelirlerden indirilebilir.Bu indirimin yapılabilmesi için sigortanın veya emeklilik sözleşmesinin Türkiye'de mevcut ve merkezi Türkiye'de bulunan bir sigorta veya emeklilik şirketiyle imzalanmış olması, prim ve katkı paylarının gelirin elde edilmiş olduğu yılda ödenmiş olması,ücret geliri elde edenlerin ücretlerinin safi tutarının hesaplanması sırasında, ayrıca indirilmemiş olması gerekmektedir.Bu şartlar varsa eşlerin veya çocukların ayrı beyanname vermeleri halinde,bunlara ait katkı payları ve primleri kendi gelirlerinden indirilir.

2. Bağış ve Yardımlar: Gelir Vergisi Kanunu'nun 89.md de indirimi kabul edilen bağış ve yardımlar şunlardır:

a. Genel ve özel bütçeli kamu idareleri, il özel idareleri, belediyeler, köylerle kamu yararına çalışan dernekler ve bakanlar kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflara yıllık toplamı beyan edilecek gelirin %5'ini (kalkınmada öncelikli yöreler için %10'unu) aşmamak üzere, makbuz karşılığında yapılan bağış ve yardımlar.

b. Genel ve özel bütçeli kamu idarelerine, il özel idarelerine, belediyelere ve köylere bağışlanan okul, sağlık tesisi ve 100yatak (kalkınmada öncelikli yörelerde 50yatak) kapasitesinden az olmamak üzere öğrenci yurdu ile çocuk yuvası, yetiştirme yurdu, huzurevi, bakım ve rehabilitasyon merkezi inşası dolayısıyla yapılan harcamalar veya bu tesislerin inşası için bu kuruluşlara yapılan her türlü bağış ve yardımlarla mevcut tesislerin faaliyetlerini devam ettirebilmeleri için yapılan her türlü nakdi ve ayni bağış ve yardımların tamamı.

c. Fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara bağışlanan gıda maddelerinin maliyet bedelinin tamamı.(Deniz Feneri Derneği-Orada Kimse Yokmu Derneği gibi)

d. Genel ve özel bütçeli kamu idareleri, il özel idareleri, belediyeler, köyler, kamu yararına çalışan dernekler, bakanlar kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflar ve bilimsel araştırma faaliyetinde bulunan kurum ve kuruluşlar tarafından yapılan bazı kültürel faaliyetlere ya da Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca desteklenen veya desteklenmesi uygun görülen konulardaki faaliyetler için yapılan çeşitli bağışlar.

e.Sportif amaçlı sponsorluk harcamalarının; amatör spor dalları için tamamı, profesyonel spor dalları için %50'si.

f. Mükelleflerin, işletmeleri bünyesinde gerçekleştirdikleri araştırma ve geliştirme harcamaları tutarının %40'ı.

3. Özürlü İndirimi: Mesleki faaliyet icra eden veya basit usulde vergilendirilen özürlülerin Gelir Vergisi matrahına GVK'nin 31.md de ki esaslara göre hesaplanan yıllık özürlü indirimi uygulanır.Bu indirim, bakmakla yükümlü olduğu özürlü kişi bulunan serbest meslek erbabı ve ücret geliri elde edenler için de uygulanmaktadır.Bu uygulamada çalışma gücünün %80'ini kaybetmiş bulunanlar 1., %60'ını kaybetmiş bulunanlar 2.,% 40'ını kaybetmiş bulunanlar ise 3. derece özürlü kabul edilmekte ve farklı tutarlarda indirim uygulanmaktadır.İndirim, beyan edilecek serbest meslek kazancı ve basit usulde vergilendirilen kazanç tutarı ile sınırlıdır. Kazancın yetersiz kalması halinde bakiye tutar sonraki yıla devredilemez.

4. Eğitim Ve Sağlık Harcamaları: Mükellefin kendisi, eşi ve küçük çocuklarına ilişkin olarak yapılan bu tür harcamaları yıllık beyannamede beyan edilen gelirlerden indirim konusu yapılabilir. Bu indirimin yapılabilmesi için, eğitim sağlık harcamalarının Türkiye'de yapılması ve harcamaların Gelir ve Kurumlar Vergisi mükellefi olanlardan alınacak belgelerle tevsik edilmesi gerekir.Yapılacak indirim tutarı, beyan edilen gelirin %10'u ile sınırlandırılmıştır. Bu indirimlerden yararlanabilmek için yıl içinde bu harcamalara ilişkin olarak alınan belgelerin saklanması gerekmektedir.

Bumin Doğrusöz'ün Referans'ta yayınlanan yazısından özettir.

30 Ağustos 2010 Pazartesi

Duyuru 73-30/8/2010

Sayın Müşterimiz, 30/8/2010

İşçi ücretleri ve işyeri kiraları üzerinden ödenmesi gereken vergi ve sosyal güvenlik primlerinin yüksekliği ve bunları ödemeyen rakip firmaların sektörlerinde yarattığı olumsuz etkinin sonucu olarak daha az vergi ve prim yükü hedeflenerek işçilerin düşük ücretle kuruma bildirimi ve kira ödemelerinin vergi dairesine düşük bildirilmesine neden olmaktadır.

Bunun sonucunda da ödenmiş olmasına rağmen ödendiği kayda geçmeyen ücret ve kiralar nedeniyle işletmelerde kasa fazlası oluşmakta,bu tutar kasada da bekletilse, şirket ortakları yada firma sahibi tarafından çekilse de sorunlara neden olabilmektedir.Ayrıca elde edilen önceki yıl karlarının aslında doğal olarak firma sahiplerince çekilmiş olmasına rağmen,kar dağıtım stopajı ödememek için çekilmemiş görünüp şirket sermayesine eklenmeside kasa fazlasına neden olmaktadır.

Bu yolla muhtasar vergi ve sigorta priminde indirim sağlanmakta ancak bu tür ödemeler gider kaydedilemediğinden, kar yüksek kalmakta, bunun sonucunda da kurumlar vergisi yükselmektedir.Bu vergiyi daha aza çekebilmek için de bu kez firma stoklu çalışmakta ise stok değerleri gerçek dışı tutarlara çekilmektedir.Firma böylece hem gerçek giderleri hemde stok değerleri açısından gerçeği yansıtmayan mali tablolara mahkum olmaktadır.

Aslında firma kayıtlarının başka bir nedenlede olsa incelenmesi halinde bu durum, kasada nakit fazlası, stok değerlerinde düşüklük, randıman hesaplarında standartlardan sapma şeklinde dikkat çekici olabilmektedir.

Böyle bir tespitin sonucunda 3 farklı türde ek vergi talep edilebilir :
1-Kasada aslında mevcut olmayan ama kayıtlarda var görünen tutarı şirket ortaklarının çektiği kabul edilerek şirkete bu kişilerden faiz ödenmesi gerektiği ve bu faiz tutarının kurum karına eklenmesi gerektiği rapor edilerek bu tutar üzerinden ek kurumlar vergisi istenebilir,
2-Bu hesaplanan fark üzerinden katma değer farkı istenebilir,
3-Hesaplana faiz işletmeden ortaklarca çekilmiş kabul edilerek dağıtılmış kar payı stopajı istenebilir,

Ve tabi tüm bu hesaplanan ek vergilerin 2 katı kadar ceza ve vergilerin vade tarihleri ile tespit ve ödeme tarihine kadar geçen süre için gecikme zammı da uygulanır.Gerçi bu tür bir denetim geçirildiğinde tarhiyat öncesi ve sonrası uzlaşma yada veregi davası ile karşılaşılacak tahribatın minimuma indirilmesi sözkonusudur, ancak bunları yaşamamak için yapılması gerekenler:
-Açıktan ödeme yapılmamalıdır.
-Biriken kasa fazlaları için kar dağıtımı yapılarak %15 oranında kar
dağıtım stopajı ödemeyi kabullenmek gerekir.

Yukarıda anlatılanlar esas olarak anonim ve limited şirketler için geçerlidir, bilanço usulünde kayıt tutuluyor olmasına rağmen “şahıs firması” durumundaki işletmelerde kasa fazlası,kar dağıtmak şeklinde bir sorun yoktur ama ücret ve kiralarda açıktan ödemeler nedeniyle stok değerlerine kadar uzanan sorun vardır.

İşçi ücretlerinin düşük bildiriminin yarattığı bir diğer risk ise, uzun yıllar aynı düşük ücretle çalıştığı kayda geçmiş olan işçinin, hele bir de her ay için imzaladığı bordrolar işveren tarafından düzenli muhafaza edilmiyor ise,herhangibir sosyal güvenlik denetiminde ya da işçi ile ibralaşma durumunda ortaya çıkmaktadır.

Biz müşterilerimizi bu tür durumlarda da elimizden geldiğince korumaya çalışmaktayız, ancak dikkat çektiğimiz konularda daha özenli olunması muhtemel sıkıntıların önünü baştan kesmek açısından yararlı olacaktır.

Yukarıdaki olumsuz uyarılardan sonra bir olumlu haberle mesajımıza son verelim;
Referandumda evet için gayret sarf etmekte olan hükümetten şöyle bir haber geldi,başbakanın esnaf sanatkarlar odaları birliği başkanı ile söyleşisinin basına yansımasına göre gerek sigorta primleri gerekse vergiler açısından borcu olanlara %0 faizli yeni bir yeniden yapılandırma çalışmaları sürmekte imiş, bayram sonrasında açıklanacakmış.Açıklama yapıldığında hemen harekete geçer duyururuz.

Saygılarımızla.

8 Temmuz 2010 Perşembe

DEVLET ve KKE kavramları.

Aslında vergi hesaplamasına baz olan en temel gösterge (gelirler- giderler)
ama saçmasapan bir kavram çıkarılmış kanunen kabul edilmeyen giderler,
gider gidiyor ise neden gider sayılmasın, işimle alakalımı,
alakalı yada değil benden gitmiş mi gitmemiş mi?
Ben bunu belgeliyormuyum belgelemiyormuyum,
benden giden bir başkasına gelmiş mi?
o başkası bunu gelir diye yazmışmı,
sen bu geliri onun vergi matrahını belirlerken gelenler arasında görüyormusun,
şimdi deniyor hani ya,
mükellef vergi ödememeye az ödemeye çalışır çıkan her yasada her maddede bu suistimal etmek için çaba sarf eder,
tamam mükellef böyle ve o zavallı bir vatandaş,
sen nesin ,
sen DEVLET sin,
sen devlet olarak böyle kanunen şunu kabul etmem bunu kabul etmem bana ne bana ne dersen ,
koskoca devlet bunu yaparsa ,
küçücük vatandaşta elinden geleni ardına komaz, yakalayabilirsen yakala bakalım.

17 Haziran 2010 Perşembe

Duyuru 72- 17/6/2010

Sayın Müşterimiz, 2010/Haziran.

Yılın yarısına geliverdik.
Haziran ayında standart işlemlerimiz var, aylık kdv, ötv,muhtasar beyannameleri ve sgk bildirimleri yapılacak ,
Bir ek ödemeniz olabilir, 2010 yılına ilişkin yıllık ve munzam aidatların ilk taksitlerinin, bağlı bulunulan odalara 30 Haziran 2010 tarihine kadar ödenmesi gerekmektedir.

Haziran bitince Temmuz başlayacak,
temmuzun ilk günü ile 20.günü arası Mali Tatil,
bu yıl 3.kez uygulanacak,
yüz belki de bin yıllardır uygulanan Adli Tatil’e bakıp bakıp bizde isteriz dedik ve sonunda bizede mali tatil çıktı ama tam anlamı ile tatil değil tabi şu anki uygulama;
Büromuz açık, işçi giriş çıkışı, istirahat durumları, firma ve/veya firma şubesi açılış kapanış işlemleri, banka ve gümrükten istenen tamamlayıcı belgelerin temini gibi işlemlerde tatil matil olmayacağını biliyoruz,

Devlette her ay alacağı vergileri, çok sevdiği muhasebeciler şöyle bir dinlensinler, benim için 12 aydır çok çalıştılar diyen cinsten değil,o da parasını istiyor ve ancak 3-4 güne gözyumuyor,

Temmuzda beyannamelerin son günü 27 temmuz ,ödemelerin son günüde 30 temmuz.

Temmuz ayında bir yenimiz daha var,
asgari ücret ve sgk nın kabul ettiği azami ücret değişiyor 1 temmuzda,
Asgari ücret 760,50 TL
azami ücret 4.943,40TL.
Bir başka deyişle ağustos ayında ödeyeceğiniz sgk primi artmış olacak nedeni budur.

Saygılarımızla.
Ali İsmet Tekin
232-4251200/4849278 fax:4820321
aliismettekin@gmail.com
http://muhasebegunlugum.blogspot.com

15 Mayıs 2010 Cumartesi

Duyuru 71 -15/5/2010

Sayın Müşterimiz, 15/5/2010


Dün bu yılın ilk 3 aylık geçici vergi beyannamelerinin verilmesinin son günü idi.
Bu görevimizi tamamladık.Bu görevimimizi tamamlamada bize destek olan tüm ön muhasebe ekiplerine teşekkür ediyoruz.

Bu beyannameler 2010 yılının ilk gününden mart ayının son gününe kadarki performanslarınızın maliye bakanlığına iletilmesi demektir.Buı süre zarfında karlı çalışıp gelir elde etti iseniz yasal olarak kazancınızın %20 oranındaki ortağı olan devlete bu payı ödüyorsunuz.(şirketlerde %20 şahıs firmalarında ise %15 bu oran)

Hemen ardından nisan ayının kdv ve muhtasar beyannamelerini vereceğiz.
Bize ay bitince,biten ayın işçi çalışma günleri hakkında bilgi verenlerin sgk bildirimlerini yapıyoruz,hemen hemen tamamını da yaptık, vergiler 26 sına kadar sgk primi ise ay sonuna kadar ödenecek.

Bu ay içinde tasdikli yeni vergi levhalarınızı işyerinize asmış olmalısınız.Bizimle cari hesabında borç bakiyesi devretmeyen müşterilerimize bu levhalar zaten verildi ve asıldı.Halen yeni vergi levhanız size teslim edilmedi ise bu konuda bir sorununuz olabilir bizle temasa geçin.

Geçen hafta bir yeni sgk tebliği yayınlandı, buna göre işyerinizde çalışırken rahatsızlanıp istirahat alan işçilerinizin istirahatinin bitiminden itibaren 5 gün içinde içinde sgk ya bu konuda bildirim vermemiz gerekiyor.Hatta 10 günden daha uzun istirahatlerde her 10 gün sonrasını izleyen 5 günde bu bildirimi yapmak zorundayız. Biz bunun neye yaracağınız anlayamadık ama resmi gazetede yayınlanan mevzuat bu şekilde.Dolayısı ile uyacağız.Tabi uyabilmemiz için bu konuda bize sizden hızlı bir bilgi akışı gerekiyor. İstirahat alan işçinizin durumu hızla bize iletilmelidir.Aksi halde idari para cezası uygulayacağım diyor sgk.
Bu istirahati veren sgk nın doktoru dolayısı ile bu konuda sgk nın bilgisi aslında var olmasına rağmen bunu önümüze yükümlülük olarak koyması ve aksi halde yüksek bir para cezası uygulayacağım demesinin sadace şöyle bir açıklaması olabilir;
kurum ek gelir sağlamaya çalışıyor.
Bu tuzağa düşmemek için hemen her istirahat olayını bize iletiniz.

Söylentiler var eskiden birkaç kez uygulanmış olan matrah arttırmı ile matrahı arttırılan dönemin incelenmemesinin tekrar deneneceği bunlardan biri.
Bu konuda bir gelişme olduğu takdirde size bilgi verecek getiri ve götürüsünü incelemenize sonup bizim önerimizi de ekleyeceğiz.

Bizim iş takip dosyalarımızda ve benim kartvizitimde tüm telefonlarımızın (4251200-4849278-4820321-4899934-4820889) aynı zamanda fax’a bağlandığı yazar,ama bu durumu teknik gereklilik ile değiştirdik ve duyurduk artık bu telefonlardan sadece 4820321 fax’a bağlanıyor ve bu numara sadece fax mesajı kabul ediyor.Bunu tekrar etmek zorunda kalıyoruz çünkü hala eski sistemden fax göndermeye çalışanlar oluyor.

Saygılarımızla.
İsmet Tekin

25 Nisan 2010 Pazar