29 Mayıs 2008 Perşembe

Duyuru 49-29/5/2008

Sayın Müşterimiz, 2008/Mayıs

Mesleğimizle ilgili gelişmeleri ana kaynaklar (resmi gazetede yayınlanan yasalar,genelgeler, tebliğler sirkülerler, kararlar) ve bu konularda yorum yapan dergi,bülten gibi periyodikleri izleyerek öğreniyor ve gerek duydukça sizlere de bu konularda mesajlarımızla bilgi aktarıyoruz.
Tabi birde günlük gazetelerde bu konularda makaleler yazan köşe yazarları var.Şükrü Kızılot,Ali Tezel gibi toplumda ilgi çekme kaygısı ile konuyu ilginçleştirme çabasında olup bizim gibi meslek içinde olanların pek itibar etmediği,Veysi Seviğ,Bumin Doğrusöz gibi ciddiyetlerinden en ufak ödün dahi vermeyenlerde izlediklerimiz arasındalar.Malum geçtiğimiz aylarda çoluk çocuğun alelacele sigortalanması konusunda Kızılot ve Tezel gereksiz heyecan yarattılar evlatlarının geleceği için bir şeyler yapma isteğindeki anne babaların üzerinde.
Geçenlerde Bumin Doğrusöz bir konuya değindi;
Gelişmiş uygar bir toplum olmanın en önemli şartı hukuk toplumu olmaktır dedi.Ve devam etti;
“Bunun için ülkede hukuk sistemi yerleşmiş olmalı,bunun gerçekleşmesi için hukukun sabitleşmesi gerekir,bu sabitleşme de yasaların ve bu yasaları destekleyen diğer mevzuatın hareketlilikten sıyrılıp durgunlaşması ile olur.Ama bizde bunun tam tersi oluyor,gerek ceza,gerek vergi,gerekse sosyal güvenlik yasalarımızda sürekli değişiklikler oluyor.Bu durumda yasaların uygulanması zorlaşıyor,bu zorluk yasaya güvenmeyi/dayanmayı engelliyor.Hukukun tam yerleşmesi için önce yasalar artık değişmez hale gelmeli, daha sonrada bu yasalarla ilgili ulaşılabilir dökümanlar üzerinden tartışmalar olmalı,yasaların en doğru yorumlarını yapan kitaplar yayınlanmalı.Şu an ülkemizde bu tür kitaplar yazılmıyor ve yayınlanmıyor, çünkü mevzuatın son haline göre yazılan kitap yayınlanıncaya kadar o mevzuat değişmiş oluyor.Bu önemli bir sorundur…..” Özetle değindiği konu bu idi.

Neden ben mesajıma bunu aldım?
Eski müşterilerimiz belki yadırgıyordur ve merak ediyordur,muhasebecisinden önceleri daha sık bu tür mesajlar alırken gittikçe mesaj araları uzadı,muhasebeci tembelleştimi,yaşlandımı, yoruldumu diye,bunlar değil,o kadar sık ve çok değişiklik oluyor ki,yetişmekte zorlanıyoruz.Kendimiz yeni durumu özümseyip size aktarana kadar aktaracağımız konu tekrar değişiyor.Şu anda da bir şeyler değişmiştir,hem ben bunları yazarken,hemde siz bu satırları okurken.Biraz derdimizi paylaşmış olduk sizinle böylece.

Gelelim birkaç önemli ve yeni konuya,
Sosyal güvenlik prim affı çıktı.Bağkur ve SSK ya borcu olanlar borcun ana parasını ve biriken gecikme zammı/faizini bir defada ödemeleri halinde zam/faiz in %85 i siliniyor. Önemli bir fırsat borcu olan için. Yasa 26 mayısta yayınlandı,2 ay yazılı başvurma süresi var(26/7/2008 son gün),başvuru tarihinden itibaren de 1 ay içinde ödeme yapılması gerekiyor(başvuranlar için ödemenin son günü 26/8/2008).
Peşin değil taksitle ödeme yapılacak olursa 12 taksit için indirim oranı %55, 24 taksit için ise %30.

Bu ay geçici vergi,kdv ve muhtasar beyannamelerinizin tahakkuklarını aldık ve sizlere ilettik.Ama işimiz bitmedi,Ba ve Bs formları vereceğiz.a alış,s satış anlamına geliyor,yani alışlar için B forumu Ba,satışlar için B forumu Bs. Bunlar yeni değil birkaç yıldır,yıllık olarak veriyoruz. 2007 yılında,yıl içi toplam ticari ilişkide olduğunuz firmalardan 30.000 YTL ve fazla işlem hacmi olanlar bildiriliyor.
Sizin satış yaptım dediğiniz firma kendi B forumunda sizi alış yaptıkları arasına yazıyor,sizin alış yaptım dediğinizde satış yaptıkları arasına sizi yazıyor ve teknolojinin olanakları ile bunlar hemen anında karşılaştırılıp uyumsuz bildirimler hemen yakalanıyor.Bu formları internetten gönderiyoruz,yani bilgi hemen girmesi gereken yere yerleşiyor.
Bu konuda bir yenilik var.Evet 2007 yılı için yıllık bildirimde bulunuyoruz ve son kez olacak, çünkü bu yılbaşından itibaren sistem aylığa döndürüldü,ancak uyum sağlanabilsin diye ilk 4 ay için erteleme kararı alındı.Yani şimdi biz sizin için 2007 yıllık,2008 ocak,şubat,mart ve nisan aylık olmak üzere 5 er adet Ba ve Bs forumu düzenliyoruz,her müşterimiz için 10 adet forum.Son gün 5 haziran.
Ve aylık sistemin sınırı 30.000 değil 8.000 YTL.Bu ne demektir? Bu aylık 8.000 YTL üzerinde alım satımlar artık hemen izlenen ay karşıt kontroldan geçmiş olacaktır.Yanlış bildirimin cezası 1500 YTL.
Sayfamız hemen doldu.

Saygılarımızla
Ali İsmet Tekin

25 Nisan 2008 Cuma

VERGİ LEVHASI

Vergi levhası hemen her iş yerinde gördüğümüz, üzerinde işyeri adresi ve ödediği vergiye yönelik bilgilerin yer aldığı bir belgedir.Vergi levhası ile ilgili düzenleme Vergi Usul Kanununun 5’inci maddesinin 3’üncü fıkrasında; “Gelir vergisi mükellefleri (kazancı basit usulde tespit edilenler dahil) ile sermaye şirketleri her yıl Mayıs ayının son gününe kadar vergi tarhına esas olan kazanç tutarları ile bunlara isabet eden vergi miktarlarını gösteren levhayı merkezlerine, şubelerine, satış mağazalarına iş sahipleri ile mükellefler tarafından kolayca okunup görünecek şekilde asmak zorundadırlar…” Bu düzenlemenin gerekçesi ise; “yurttaşlar arasında ortak bir vergi ödeme şuurunun yaratılması ve vergi alınmasında kamuoyu baskı ve desteğinden yararlanılmasıdır.” Şeklinde açıklanmıştır. Bu düzenleme ile gelir vergisi mükelleflerine ve sermaye şirketlerine, vergiye matrah olan kazanç tutarları ile bu kazançları üzerinden tahakkuk eden vergileri gösterir levhayı, iş sahipleri ve mükellefler tarafından kolayca görülüp okunabilecek şekilde iş yerlerine asma zorunluluğu getirilmiştir.

Bu konuya yönelik olarak Maliye Bakanlığı, çeşitli tebliğlerde ve iç genelgelerde bu konuda açıklamalar yapmıştır.

1- Vergi Levhası Asmak Mecburiyetinde Olanlar: Mevcut düzenlemelere göre, ticari kazanç sahipleri, (basit usulde vergilendirilenler dahil) zirai kazanç sahipleri, (Gelir Vergisi Kanununun 52’nci maddesinin altıncı fıkrasında sözü edilen yazıhaneyi açmış olanlar) serbest meslek erbabı,adi şirketler,kollektif şirketler,adi komandit şirketler,anonim şirketler, limited şirketler, eshamlı komandit şirketler vergi levhası asmak mecburiyetindedirler. Adi ortaklıklar,kolektif ve adi komandit şirketler de bu zorunluluğun kapsamındadır.Ancak bunlar her bir ortak için ayrı ayrı levha düzenleyerek asmak zorundadırlar.Sermaye şirketleri gayri faal/tasfiye halinde olsalar dahi vergi levhası tasdik ettirmek ve asmak zorundadırlar.

2- Vergi Levhası Asmak Mecburiyetinde Olmayanlar: Yukarıda sayılanların dışında kalan; kooperatifler, iktisadi kamu kuruluşları, dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler, yabancı kurum şubeleri ve irtibat büroları, mükelleflerin bir iş yeri açmaksızın gezici olarak veya pazar takibi suretiyle faaliyet gösterdikleri yerler, işletme aktifine kayıtlı ücret karşılığı yük veya yolcu taşımacılığı yapmayan taşıt araçları, sadece üretim faaliyetlerinin yapıldığı fabrikalar, imalathane ve atölyeler gibi mekanlar, Kendi nam ve hesabına bir işyeri açmaksızın mutad meslek olarak Gelir Vergisi Kanununun 18’inci maddesinde belirtilen faaliyetlerde bulunanlar, irtibat bürosu olarak kullanılan yerler, müşterilerine ait fabrikalarda veya iş yerlerinde bulunan ve onların çalışanlarına yemek üretilerek servis yapılan mutfak ve yemekhanelere, vergi levhası asma zorunluluğu bulunmamaktadır.

3- Vergi Levhasının Asılacağı Yerler: Vergi levhası asmak mecburiyetinde olan mükellefler bu levhaları iş yerlerinin; merkezlerine, şubelerine, satış mağazalarına, çiftçiler doğrudan doğruya zirai faaliyetleri ile ilgili alım satım işlerini yapmak için açtıkları yazıhanelerine, taşıt işletmelerinde taşıtların her birine, iş sahipleri ile müşteriler tarafından kolayca okunup görülebilecek şekilde asacaklardır. Mükelleflerin iş merkezleri dışında muhtelif şube, satış mağazası, showromları, kat ve reyonların bulunması halinde, her biri için vergi levhası asılması zorunlu olmakla birlikte merkez için tasdik ettirilen levhanın baskı suretiyle matbaada çoğaltılan örneklerinin kullanılması da mümkündür.Vergi levhası asmak mecburiyetinde olan mükellefler yukarıda sayılan gelir unsurları dolayısıyla verdikleri beyannamelerinde, başkaca gelir unsurları da bulunabilir. Ancak bu durumda olanlar, sadece ilan zorunluluğu olan gelirlerine ilişkin bir ayıklama yapmaksızın, beyan olunan toplam gelire göre levhalarını düzenlemek zorundadırlar.

4- Vergi Levhası Tasdik Zamanı: Yeni işe başlayan mükellefler, mükellefiyetlerinin tesis edildiği tarihten itibaren bir ay içinde vergi levhası tasdik ettirmek ve asmak zorundadırlar. İşe devam eden mükelleflerin ise her yıl Mayıs ayı içerisinde geçmiş yılla ilgili olarak vergi levhasını tanzim ve tasdik ettirmeleri gerekmektedir.Özel hesap dönemine tabi mükelleflerin ise vergi levhalarını, gelir veya kurumlar vergisi beyannamesini verme süresini izleyen ayın sonuna kadar, iş nevi, iş yeri adresi veya bağlı olduğu vergi dairesinin değişmesi halinde bu değişiklik, değişikliğin meydana geldiği tarihten itibaren bir ay içinde tasdik ettirmeleri gerekmektedir.Genellikle yeni işe başlamalarda; mükellefiyet tesisi ve işe başlama bir aylık süre içerisinde olmaktadır. Bazen bu zaman aralığının bir aydan fazla olduğu da olmaktadır. Bu durumlar da vergi levhasının tasdik ettirme ve asılması zorunluluğu; İşe başlanıldığı tarih değil, mükellefiyet tesisi tarihinden itibaren bir ay içerisin de tasdik ettirilerek asılması gerekmektedir.

5- Vergi Levhasını Tasdike Yetkililer ve Bildirim: Vergi levhaları, gelir veya kurumlar vergisi bakımından bağlı bulunulan vergi dairesine tasdik ettirilerek kullanılmaktadır. Ancak vergi levhası tasdik işlemlerinin her yıl Mayıs ayının son günlerinde vergi dairelerinin iş yükünü artırdığı mükellefler açısından da gereksiz zaman kaybına yol açtığı gerekçesi ile bu tasdik yetkisi, 272 sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile, 3568 sayılı Kanuna göre yetki almış meslek mensuplarına (Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlere) da verilmiş bulunmaktadır. Vergi levhası asmak mecburiyetinde olan mükellefler, bu kapsamda; SM., SMMM.’lerin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 24/a maddesi uyarınca defterlerini tutmak üzere sözleşme düzenledikleri SM veya SMMM’lere, 3568 sayılı Kanuna göre yetki almış işletmelerinde bağımlı olarak çalışan SM. veya SMMM.’lere, Vergi Beyannamelerinin SM. ve SMMM.’lerce İmzalanması Hakkında 4 sıra no.lu Genel Tebliğ uyarınca beyannamelerini imzalattıkları meslek mensuplarına, 18 sıra no.lu SM., SMMM. ve YMM.’lik Kanunu Genel Tebliği uyarınca beyannamelerini tasdik eden yeminli mali müşavirlere de tasdik ettirebileceklerdir. Yukarıda sayılan meslek mensupları, yıl içinde yeni işe başlayan mükelleflerin vergi levhalarını mükellefiyetin tesis edildiği tarihten itibaren bir ay içinde tasdik edebilecekler ve vergi levhası tasdik edilirken mutlaka vergi dairesince verilmiş vergi kimlik (sicil) numarasını arayacaklardır. Bu şekilde vergi levhasının tasdik işlemi yapılan mükelleflere ilişkin bildirimi ise tasdik süresinin (mükellefiyete başlama tarihinden itibaren bir ay) bitim tarihinden itibaren 25 gün içinde yapılacaktır. Meslek mensupları, sözleşme düzenledikleri mükelleflerin ve kendilerinin vergi levhalarını tasdik edebileceklerdir. Her yıl Mayıs ayı sonuna kadar vergi levhasını tasdik ettikleri kişilerin ad ve soyadları (tüzel kişilerde unvanları) ile vergi kimlik numaralarına ilişkin bilgileri içeren listeleri, Haziran ayının 25’ine kadar kendilerinin bağlı olduğu vergi dairelerine bir yazı ile bildirmek zorundadırlar. Vergi Daireleri de bu listede yer alan mükelleflerin bağlı oldukları vergi dairelerine bu durumu bildirmeleri gerekmektedir.

6- Vergi Levhasında Ceza Uygulaması: Vergi levhası asma ve bulundurma zorunluluğuna uymayan mükelleflere Vergi Usul Kanununun 353’üncü maddesinin 4 numaralı bendine göre özel usulsüzlük cezası kesilmektedir. (2008 yılı için 149.- YTL’dir) Levhasını tasdik ettikleri mükellefleri vergi dairesine zamanında bildirmeyen veya eksik bildiren meslek mensuplarına ise aynı Kanunun mükerrer 355’inci maddesinin birinci fıkrasının 1 numaralı bendi uyarınca özel usulsüzlük cezası kesilmektedir. (2008 yılı için 1.490.- YTL’dir) Ceza kesebilmek için meslek mensubuna ayrıca yazılı bildirim yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Gerçeğe aykırı olarak vergi levhası tasdik ettiği tespit edilen meslek mensupları ise 3568 sayılı Kanuna göre gerekli disiplin ve cezai kovuşturma yapılmak üzere bağlı oldukları mesleki teşekküllere bildirilmektedir.
SONUÇ
Vergi levhası asmak mecburiyeti, toplumu oluşturan bireylerin yaptıkları iş karşılığında ne kadar vergi ödediklerinin yine toplumun diğer bireyleri tarafından kanuni ölçüler içerisinde bilinebilmesi ve bu yolla kamuoyu denetimi ve baskısı oluşturulabilmenin bir aracı olarak ihtiyaçtan doğmuş ve halen kullanılmaya devam edilmektedir. Bakanlık, vergi dairelerinin iş yükünü artırdığı gerekçesi ile vergi levhası tasdik işlemlerinin meslek mensuplarınca da yapılmasını uygun görmüştür. Fakat mevcut uygulamada meslek mensubu tasdik ettiği kişilere ait levha bilgilerini bağlı olduğu vergi dairesine bildirmekte, bağlı bulunduğu vergi dairesi de bu listedeki kişilerin vergi dairelerine yazı ile bildirmekte o vergi daireleri de bu bilgileri sisteme kaydetmektedir. Bu işleyiş vergi dairelerinin iş yükünü azaltmadığı gibi aksine daha da artırmaktadır. Bu uygulamadan vazgeçilerek, meslek mensubunun tasdik ettiği kişilere ait levha bilgilerini elektronik ortamda bu kişilerin vergi dairelerine bildirmesinin sağlanmasının daha faydalı olacağı kanaatindeyim.

KAYNAKÇA : 1- Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri (142, 143, 146, 177, 272) 2- Vergi Usul İç Genelgesi (1999/3 ), Uygulama İç Genelgesi (2002/6) 3- Gel. Gen. Müd. Özelgeleri (11.6.1997/24212, 16,12,1997/54447, 23.02. 2000/8551, 17.10.2000/47121,)

(maliforumdan alıntıdır.)

8 Nisan 2008 Salı

Çoluk Çocuğa SSK.

Çoluk Çocuk Acele SSK’ya kaydettirilmeli mi?

Meclis'te görüşmeleri süren Sosyal Güvenlik Reformu, emeklilik yaşını kademeli olarak 65'e yükseltiyor. Düzenlemenin yürürlük tarihi 1 Ağustos 2008.Yürürlük tarihi bu ama asıl tartışma konusu olan 65 yaş 2048 de devreye girmiş olacak,yani 40 yıl içinde emeklilik yaşı kademeli olarak 65 e yükselecek.Reform hayata geçmeden önce sigortalı olanlar üç önemli avantaj elde edecek;
erken emeklilik,
yüksek maaş ve
emeklilik sonrası çalışma fırsatı.

Haber özeti bu.Tabi bununla kalınmıyor,bir yandan mecliste tartışmalar sürer,dışarıda sendikalar diğer mesleki kuruluşlar bazen hep birlikte,bazen biraz parçalanmış olarak direniş eylemleri yaparken,popülist medya yazarları da boş durmuyor,yazıyorlar.En önde gelenleri de,en tanınmışları olan Şükrü Kızılot.
Kızılot ve benzerleri yazdılar,bizim müşterilerimiz ve yakınları da okudular ve toplu bir eylem başladı.

Bir arkadaşım,şu millete firesiz toplu eylem yaptıran tek konu belediye otobüsünde kazara cep telefonu çalması diyordu,şimdi çoluk çocuğu aynı anda işe alıp çalıştırma eylemi başladı buna ek olarak.
İlk,orta,lise,yüksek okulda okuyan/okumayan erkek/kız tüm çocuklar 2008 mart/nisandan itibaren sigortalıdır artık.Hepsi bu dönemde iş buldular işe alındılar.Ama çalışmaları pek fazla sürmeyecek gibi,kimi 3-5 gün kimi 1-2 hafta sonra işten çıkarılıyorlar.

Evet işin resmi görüntüsü bu,peki gerçek durum ne?
Analar balar sorumlulukları icabı çocuklarına emeklilik süresinde 5 yıl iskonto,emekli aylığında bir miktar fazlalık ve emekli olduktan sonra hem emekli aylığı alma hemde çalışabilme hakkı sağlamak için çocuklarını kendilerine yada yakınlarına ait işyerlerinde sigortalı göstermeye çalışıyorlar.

Bana sorduklarında verdiğim yanıt şöyle:
Bu yapacağınız işlem 40 yıl sonrasına bir yatırımdır.Siz 40 yıl içinde ülkemizde,dünya da neler olup bitecek tahmin edebiliyormusunuz? 4 yıl sonrasını? 4 ay sonrasını?
Şimdi anlatacaklarım sizi vazgeçirecek hatırlatmalar ama ben bunlara rağmen yaptırın diyeceğim çünkü bunu bir kez aklınıza takmışsınız,içinizde kalacak sürekli keşke yapsamıydım diyeceksiniz, o nedenle yaptırın,çünkü önemli bir bedeli de yok.
1-Daha böyle bir yasa çıkmadı,çıkması için ve çıkmaması için karşılıklı mücadele var.
2-Çıktığını kabul edelim geçecek süre içinde sizin bakış açınızdan daha kimbilir kaç adet olumlu yada olumsuz bu konuda yasa çıkacak ve neler değişecek.
3-SSK yı batıran Demirel kaynaklı oy avcılığı yasaları idi,genç yaşta emekli olanlar ve SSK nın kaynaklarının olumsuz,alakasız ve verimsiz alanlara kaydırılması idi.Şimdi SSK nın böyle bir girişime sessiz kalacağını düşünmek zor.Ancak şimdilik yorum yapmıyorlar.Topluca bir para yatacak kasalarına ne için 40 sonrası işin,Allah bereket versin diyorlardır sadece.
4-Ayrıca kurum bütçeyi doğrultmak için olur olmaz,akıl almaz cezalar yazıyor,kabahati sadece işyeri açıp istihdam yaratmak olan işverenlere,ki bunu da bir fırsat bilerek bu çoluk çocuğu çalıştırdım diyen işverene bir süre sonra sen beni aldatmaya çalıştın diye ceza yazabilir,kurumun cezaları asgari ücretin katları şeklinde uygulanıyor.

Netice: Ülkemizde sosyal güvenlik/emeklilik konusu hala gemisini kurtaran kaptan şeklinde.yani ne ssk ne bağ-kur ,ne de emekli sandığına bel bağlayıp onların vereceği aylıkla düzgün bir yaşam sürme şansı pek yok yaşlılıkta,çalışırken kendin alacaksın önlemini,bu emekli aylığına ekleme yaparak toplam gelirini daha iyi seviyeye çıkarmayı şimdiden kendin planlayacaksın.
Ve tabi bunu aynen çocuklarına da öğreteceksin.

7 Nisan 2008 Pazartesi

SM-SMMM-YMM

SM
SMMM
YMM

3 grup var bizim meslekte.
SM ler lisans diploması olmayan,ya yasa çıktığında zaten çalışmakta olduğundan bu ünvanı alan, ya da ticaret lisesi veya 2 yıllık yüksek okuldan mezun olup sınavla bu ünvanı alanlar,bunlar defter tutuyor,beyanname veriyor ancak SMMM deki YMM ye göre kısıtlı inceleme ve onaylama yetkileri yok.
Bence bir şekilde bu 3 ü 2 ye indirmek zaten gerekli.
Yolu da sınav tabi ama sınav nasıl yapılacak zor yaparlarsa çakar bu senelerdir sadece defter işleyip kulaktan dolma bilgilerle idare edenler.Önemli olan şu andan sonra sm ruhsatı verilmeyerek emekli olup büro kapatan yada ölenlerle sm kalmaması ,
avukatlık yasası çıktığında da böyle çırak kalfa yolu ile bu işi yapanlar varmış,dava vekili denmiş onlara hak tanınmış son dava vekili de işten bir şekilde çekilince yok olmuşlar.
O yasada bir yenilik ymm nin isterse smmm olarak çalışabilmesi.
Bu yasaktı,bence mantıksız bir yasaktı.
Yine en çok bizim camiada yankı yapan yenilik odalar birliği başkanının en az 5 yıl ymm olarak fiilen çalışması şartı ve 2 dönemden fazla başkanlık yapamama sınırı.Chp başkan vekili Mustafa Özyürek bizim bir önceki birlik başkanımızdı adam devlet memuru ayrılıyor ymm ruhsatını otomatik alıyor,sonra hiç ymm bürosu açıp serbest çalışmadan siyasi ilişkilerle birlik başkanı oluyor,şimdi bu 5 yıl şartına en çok bunlar bozuluyor,onlara göre haksızlık,hak kısıtlaması imiş.
Şimdikilerin çoğu 1990 dan beri başkan.
Yani artık ne smmm ne ymm onlar artık başkan.
Ve seçimdelerdede şu an uygulanmayan nispi temsil getiriliyor,şimdiki yöneticilere göre buda çok büyük haksızlıkmış.
şu anki uygulamada 1000 oy kullanıldı mesela,501 bir taraf aldı 499 diğeri tüm delegeler yönetim denetim vs hepsi 501 oy alanın oluyor.
Nispi temsilde oransal paylaşım olacak,buna itiraz ediyorlar,
kimler,
chp liler,
kendi partilerinde de demokrasi anlayışları böyle,
bu tür yerlerde de aynısını savunuyorlar,
sonra akp gibi yobaz kökenli parti daha demokrat görünüp öne,bunlar iyice yavaş-bitik olduklarından, daha çok öne fırlamış görünüyor.
Memleketin kaderi.

27 Şubat 2008 Çarşamba

Duyuru 48- 27/02/2008

Sayın Müşterimiz, 2008/Şubat


Birkaç gün sonra mart ayına gireceğiz.
Bir kış daha geçmiş olacak.Geçen yıldan boş barajlar dolmadan kış bitti diye yaza endişe ile bakacağız, ilkbaharda yağar diye umut edeceğiz.

Neyse konumuz bu değil tabi,
Mart ayı gerçek kişilerin (gerçek olmayan kişiler anonim şirketler, limited şirketler ve kooperatiflerdir) bir önceki yıl elde ettikleri gelirlerini beyan ettikleri aydır.

Defter tutan gerçek kişiler defterlerinde hesaplanan gelirlerine diğer gelirlerini eklerler (kira,ücret,kar payı faiz,zirai gelir gibi) ve beyan ederler.Bu mükellefler aslında işyerlerinden elde ettikleri gelir için yıl içinde verilen geçici vergi beyannameleri ile %15 oranında gelir vergisini peşin peşin ödediler,geçici vergi adı altında ödendi bu %15 oranındaki vergi.Eğer beyan edilecek gelir 7000 YTL ye kadar ise başka vergi ödenmeyecek,daha üstü için ek gelir tahakkuk edecek.

Defter tutmayanlar,eğer bu ek gelirlerden geçen yıl elde ettikleri var ve beyan sınırlarını aşıyor ise bu gelirleri,bu ay beyan ederler.

Eskiden var olan aile reisi beyanı yok artık,her vatandaş eğer varsa beyan etmesi gereken bir gelir, kendisi beyan ediyor.

Bilgisayar her geçen süre ile daha çok işe yarar hale geliyor,karşılaştırmalar yapılabiliyor,
artık eskiden söylenebilen,nereden bulacaklar/boşver demek zor.Çok kolaylıkla bulunabiliyor. Bu yüzden mutlaka var ise bu geliriniz,aile fertlerinizden birinin geliri,ya da yakınlarınızın bu tür gelirleri ve tereddütte iseniz beyanname vermek gereklimi değilmi diye,hemen vakit geçirmeden bize bilgi verin ki size yanıt verebilelim.Hemen diyoruz çünkü,25 mart beyanın son günüdür,
bu diğer gelirlerin istisna-muafiyet ve beyan sınırları yıllardır üzerinde oynana oynana o derece karışmıştır ki,bize de zaman tanımanız gerekir,doğru yanıtı vermek için çalışmamız gerekir.

Eğer beyan ediliyor ise bu ay geliriniz tahakkuk eden vergi, bu ayın ve temmuz ayının sonuna kadar 2 taksitte ödenebilir,tabi 2 ye bölmeye değmeyecek olanlar mart ayında tamamen ödenip bu konu unutulabilir.

Mart ayı ve gelir vergisi beyanı ilk konumuz idi,
Bugün yayınlanan 2008 yılının kısmi af kanunu var birde gündemimizde,
Sizin beyan edip de ödeyemediğiniz değil,
Vergi idaresinin size vergi ve ceza ihbarnamesi göndererek vergicilik diline göre,
ikmalen ,resen yada idarece tarh ettiği ve ödenmemiş olan verginiz var ise bunu mart ayı sonuna kadar uzlaşma isteyerek, uzlaşma sonrası kesinleşen tutarı aylık binde 2 faizle 18 taksit ile ödeyebileceksiniz.
Kısaca budur bu af dedikleri.Sorusu olan bize iletirse kapsama giriyor mu,girmiyor mu bakarız.
Evet başvuru için son gün 31 mart.

Saygılarımızla.

Ali İsmet Tekin

20 Şubat 2008 Çarşamba

Duyuru 47- 21/02/2008

"Aşağıdaki taşıtlarla yapılan taşımalar bu Yönetmeliğin kapsamı dışındadır. a) Özel otomobillerle ve bunların römorklarıyla yapılan taşımalar. d) Gerçek kişiler adına hususi olarak kayıt ve tescil edilmiş kamyonet cinsi taşıtlarla yapılan ve hem taşımanın hem de taşınan eşyanın ticari olmadığı taşımalar."………….
………………………...

"a) Ticari amaçla; il sınırları dahilinde yapılan eşya taşımaları ile belediye sınırları ile mücavir alanı içinde yapılan şehir içi eşya taşımalarında kullanılan ve toplam yüklü ağırlığı 3,5 tonu geçmeyen taşıtlarla yapılan taşımalar için 31/7/2009 tarihine kadar yetki belgesi alma şartı aranmaz. Bu durumda olanlar için söz konusu tarihe kadar yetki belgesi ücretinde % 94 oranında indirim uygulanır. Ticari amaçla olmamak ve sadece kendi esas iştigal konusu ile ilgili olmak kaydıyla; eşya taşımalarında kullanılan ve toplam yüklü ağırlığı 3,5 tonu geçmeyen taşıtlarla yapılan eşya taşımaları için 31/7/2009 tarihine kadar yetki belgesi alma şartı aranmaz. Bu durumda olanlar için söz konusu tarihe kadar yetki belgesi ücretinde % 94 oranında indirim uygulanır. Bu şekilde yetki belgesi alanların/alacak olanların, yetki belgesi eki taşıt belgesine toplam yüklü ağırlığı 3,5 tondan fazla olan taşıt/taşıtlar kaydedilmez. Ancak yetki belgesi alındıktan sonra yetki belgesi eki taşıt belgesine toplam yüklü ağırlığı 3,5 tondan fazla olan taşıtın/taşıtların kaydedilebilmesi için ödenen indirimli yetki belgesi ücreti ile yetki belgesinin indirimsiz ücreti arasındaki farkın ödenmesi ve bu Yönetmeliğin, 12 ile 13 üncü maddelerindeki şartların sağlanması şarttır." "m) Bu Yönetmeliğin Geçici 2 nci maddesine göre, ilk defa yetki belgesi alanlardan; K türü dışındaki yetki belgesi sahipleri 31/12/2008 tarihine kadar, K türü yetki belgesi sahipleri ise 31/7/2009 tarihine kadar durumlarını bu Yönetmeliğe uygun hale getirmek zorundadırlar."

Sayın Müşterimiz,
Yukarıdaki alıntı son günlerin sorunu K2 belgeleri hakkında.
Bugün resmi gazetede yayınlanan bu yönetmelik değişikliği ile,
Özel oto ve römorku,gerçek kişi adına hususi olarak kayıtlı kamyonet kapsam dışıdır deniyor ve
uygulamanın K belgeleri için 31/7/2009 a kadar ertelendiği,bu tarihe kadar sadece il sınırı dahilinde taşıma yapanlara %94 indirim yapılacağı açıklanıyor.

Son günlerde çok soru alıyorduk,
Aslında bizim çalışma alanımız dışında ama yardımcı olmaktan da memnunuz,

Saygılarımızla.

Ali İsmet Tekin-21/2/2008

19 Şubat 2008 Salı

2008

2008 İle Gelen Mali Sistem Değişiklikleri
Yeni yılla birlikte iş hayatını etkileyecek değişiklikler oldu,duyurular yapıldı,medya da bu konuda bilgi geçişleri var.

Başlıklarla,
· Asgari geçim indirimi,
· Fiili envanter denetimi,
· Kdv oranlarında değişiklik,
· Doktorların kredi kartı ile tahsilatı,

Asgari geçim indirimi

Bundan 20-25 yıl önceye kadar uygulanan,daha sonra kaldırılan bir sistem. İşçinin medeni durumu ve çocuk sayısına göre brüt ücretinden kesilen verginin azaltılması ile bir sosyal denge sağlamaya çalışmak diye tanımlanabilir. Asgari ücretli bekar işçi için bu aylık 42,19 YTL evli ve eşi çalışmayan 3 çocuklu işçi için 67,50 YTL daha az vergi ödemek demek oluyor bu. Ancak ülkemizde işçi ve işveren arasındaki iş sözleşmeleri genellikle net ücret üzerinden yapıldığından bu ek gelir konusunda tartışmalar çıkabiliyor. Sistemde vergi ödeyen teorik olarak işçi ama uygulamada ödeme yükü işverene verilmiş, ve iş sözleşmesinde net ücrette anlaşma sağlanmış ise vergideki indirim işçiye nasıl geçecek?

Buna da çözüm olarak bu eski sistemi yeniden getirenler, hesaplana farkın işçiye ödenmesi şartıyla ödenecek muhtasar vergiden indirime izin veriliyor. Evet ya ek bordro ile ödeme yapılacak ya da bordroda bu indirim dikkate alınarak daha yüksek bir net ücret hesaplanacak, ödenecek ve işçiye imzalatılacak.

İndirim hesaplamada medeni durum ve çocuk sayısı önemli. Eşin çalışıp çalışmadığı da önemli.

Bu bilgilerin doğruluğunu araştırmak işverenin görevi, çünkü daha sonra haksızlığı anlaşılan indirim nedeniyle belirlenen vergi farkı, gecikme zammı ve uygulanacak vergi cezası ile işverenden alınacak, işveren kendisini yanıltan işçiye bunu rücu edebilir, tabi bulursa ve alabilirse. Bu nedenle işçiden vukuatlı aile nufus kaydı istemekte yarar var.

Fiili Envanter Sayımı

Maliye gelirlerini arttırmak ister (kim istemezki!). Bu amaçla her yıl sonunda çeşitli uygulamalar geliştirir, o dönemin maliye bakanı ya da gelirler genel müdürlüğünün yaratıcılığına göre çeşitlenir bunlar. Bazen en az 5000 YTL vergi matrahı isterler, azı yada zarar beyanı için sopa gösterirler, bazen asgari ücretin 12 katından az olmaz derler. Bu yılın trendi ise “Fiili Envanter Sayımı”. Yani işyerindeki malların maliye tarafından sayımı ile stok tespiti ve kayıtlarla karşılaştırılması. Ne gibi bir fayda sağlar böyle bir işlem?

Bir değil en azından iki fayda sağlar vergi tahsilatı için;
· Sürekli stoklarında artışa bağlı olarak ödenecek kdv çıkmayan ve hep devletten kdv alacaklı olup devreden kdv beyan edenlere bir ihtardır,bu durum doğal olarak karşılaşılan bir durum değil de kdv ödememek için başvurulan suni bir durum ise böylece tespit edilecektir,

· Gelir beyanında en kolay geliri aşağıya çekme yöntemi olan dönem sonunda stok değerini az göstermek yoluna gidişi bu yolla engellemek.
·
Nasıl oldu bu fiili sayım? Öncelikle maliye 2007 nin ilk sekiz ayında az yada hiç kdv ödemeyen mükellefleri ayırdı, bunlar riskli mükellefler. Aslında bu ayrımda biraz insafsızda davranmış, bırakın kdv ödemeyi işi gereği örneğin ihracattan dolayı kdv iadesi hakkı doğanları dahi bu listeye almış.Neyse bu mükelleflere birer yazı gönderdi “9-31 ocak tarihleri arasında her an kapınızı çalabilir ve fiili envanter yapabilirim, işyerinizde bu tarihler arasında defter ve faturalar hazır olsun.” Aslında bu yazıda sadece gelir arttırmaya yönelik panik havası yaratma amaçlıydı ve mali sisteme uygun olmayan bir içeriği vardı.

O kadar geniş bir süreyi gösterip her an belgeler hazır tetikte bekletmek diye bir durum söz konusu olamaz.

Uygulama şöyle oldu: 2007 nin ilk 8 ayında az kdv ödeyen ya da hiç ödemeyerek riskli sayılan işyerlerinden iş kolu itibarı ile fiili envanter yapılması kolay olanlara gidildi.(eczanelere değil,mobilyacılara mesela) gittikleri gün işyerinde var olan malı tespit ettiler. 31/12/2007 envanter listesi ile 31/12/2007 ile sayım günü arasındaki sürede alınan ve satılan mallara ait faturaları istediler, 31/12/2007 envanteri üzerinden bu faturalarla giriş ve çıkışlar yapıldığında sayım listesinin aynısına ulaşıldığı ise sorun yok,+ ya da - farklılıklar sorun var anlamında idi, sattın ama fatura kesmedin,aldın ama fatura almadın şeklinde eleştiriler, sattın ama fatura kesmedin yani kağıt üstündeki listeye göre fiili envanter listesi eksik ise aradaki fark kadar fatura kestirip beyan ettirmekle yetindiler. Tersi durum bu kadar kolay değil.

Kdv Oranlarında Değişiklik

Yıl sonunda aniden değişen kdv oranları var,pamukta ve toptan ette kdv yüzde 1 den yüzde 8 e çıktı. Perakende ette zaten 8 uygulanmakta olduğundan tüketici için değişen bir şey yok et tüketenler açısından. Ancak pamukta kdv nin 8 kat artması ilk anda bir panik yarattı, daha sonra yayınlanan tebliğ de bu işlemin aynı zamanda ½ oranında kdv tevkifatına da tabi olacağı açıklanınca kısmen rahatladı pamuk ihracatçıları.

Daha yaygın bir etkisi olacak olan kdv değişimi ise turizm sektöründe oldu.Bu sektör tabi sadece otel motel tatil köylerinden ibaret değil, restoran, kafe, lokanta, kahvehane, kıraathanelerde bu sektörün içinde.

Bunlardaki işlemler içki servisi hariç %18 den %8 e indi. İçki bunlardan hangisinde olursa olsun faturada ayrıca gösterilecek ve kdv si ayrı hesaplanacak.

Bu konuda bir yanlış yaklaşıma dikkat çekeyim, kdv %18 den %8 e indi bu durumda bunların fiyatları da %10 düşmek zorunda değil. Bu o hizmetin satıcısına kalmış bir şey. Fiyatında indirim yapıp yapmamaya o karar verecektir.

Bir diğer kdv oranı değişimi finansal kiralama konusunda oldu. 2007 sonuna kadarki uygulama da kiralamaya konu olan yatırım malının kdv oranı ne olursa olsun,onu leasing yolu ile alıyorsanız aylık ödemelerinize eklenen kdv nin oranı %1 idi. 2008 den itibaren ise bu %1 yok oldu, artık o malın kdv oranı ne ise bu işleme ait ödemeler için düzenlenen belgelerde de o kdv oranı geçerli olacak. Böylece finansal kiralamacılara ağır bir darbe vuruldu diyebiliriz. Ancak amaç dışı kullanımın yaygınlığı bunu gerekli hale getirmişti. Artık finansal kiralama mı yoksa kredi kullanmak mı sorusuna yanıt vermek daha kolay. Finansal kiralama da kiralama süresi sonuna kadar finansal kiralamaya konu olan değer finansal kiralama şirketinin aktifinde kayıtlı olduğundan bu yolla alımlarda alıcının bir teminat gösterme sıkıntısı olmuyor, eğer kredi kullanılacak olur ise teminat gerekiyor tabi.

Doktorların Kredi Kartı ile Tahsilatı

Bizde Tıp Fakültesi yok. (Hala yok, gerçekten niye yok,olsa şu memlekete düzgün doktor nasıl olur gösteririz ama nedense ihmal edilmiş, ediliyor) Evet aramızda doktor yok ancak doktor müşterisi çoktur.

O yüzden bu değişimi de ekleyeyim; 2008 haziran ayına kadar kredi katı ile tahsilat yapan doktor ve diş hekimlerinin kredi kartı slipleri yazar kasa fişi özelliği kazanacak.ancak burada da bir yanlış anlama olasılığı var,doktor “ben sadece nakit çalışıyorum” diyebilir, kimse onu kredi kartı kabul etmeye zorlayamaz.

Şimdilik bu kadarla bırakalım, gerçi yetkili müesseselerin kıymetli maden alım satımlarında belge düzeni, fason tekstilde kdv tevkifatı dönüşü,engellilere motorsuz araç tesliminde kdv nin tamamen kalkması gibi daha dar alanı ilgilendiren değişikler var ama hem çok tekniğe kaçmak hemde lafı uzatmak olacak.

Soru sormak isteyen 232-4251200 den arayıp sorabilir bu yukarıda yazdıklarım (ya da yazmadıklarım) hakkında.